Hayattan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayattan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

RUDOLPH VAN VEEN'İN MUHTEŞEM HAMURUYLA MERCİMEKLİ BÖREK


Mart ayının ilk günlerinde harika bir etkinliğe davetliydim. Kitchen24 kanalının dünyaca ünlü şefi Rudolph Van Veen konuk ettiği Gaggenau'nun muhteşem showroomunda çok keyifli bir deneyim yaşadım. Hollandalı şef Rudolph son derece sıcak, içten, eğlenceli ve tevazu sahibi bir insan. Benimle birlikte davetli olan blogger arkadaşlarıma kendi deneyimlerini paylaşırken anlattıkları keyifli olmanın yanısıra, eğiticiydi.
Rudolph mesleğini aşkla yapan bir insan, konuşması sırasında hayatta mutluluğu sağlayan 3 şeyi müzik, sevgi ve yiyecek olarak sıraladı. Buna katılmamak mümkün değil sanırım. O gün Rudolph Vaan Veen'in sıcak sohbeti eşliğinde Gaggenau'nun hayranlık veren(mümkün olsa tüm mutfağı değiştirecek kadar) fırınıyla, tek hamurla hem tatlı hem tuzlu pişirdik, yedik ve eğlendik. Ben de çok beğendiğim bu hamuru hemen haftasonu misafirlerim için hazırladığım börek için kullandım.


Bu böreği normalde milföy hamuru ile yapıyorum ama bu defa bu hamuru kullandım ve yiyenlerden tam not aldı. Milföye alternatif olacak lezzetteki hamurun ve böreğin tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 285 gr un
- 130 gr krem peynir
- 170 gr soğuk tereyağı
- 3 yemek kaşığı soğuk su
- 1,5 yemek kaşığı sirke
- 1 çay kaşığı kabartma tozu
- Az tuz

İç Harcı İçin:

- 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
- 1 orta boy soğan
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı salça
- Tuz, karabiber

Üzeri İçin:

- 1 yumurta sarısı
- Haşhaş tohumu

Yapılışı:

Hamurumuz için, unumuzu derin bir kaba alıp, ortasını havuz gibi açarak tüm malzemelerimizi ekliyoruz ve yoguruyoruz. Hamur bütünleştiği zaman streç filme sarıp, buzdolabında 1 saat dinlenmeye bırakıyoruz. (Ben hamuru akşam hazırlayıp, sabah kullandım)

Böreğin iç harcı için; ufak küp şeklinde doğradığımız soğanı zeytinyağında soteliyoruz, sonra salçamızı ekleyip, daha sonra da haşlanmış mercimeğimizi ilave ediyoruz. Son olarak tuz ve karabiberle lezzetlendirdiğimiz harcımızı ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurumuzu, merdane yardımıyla, 1cm kalınlığında açıyoruz. Yuvarlak bir kalıp veya büyük bir su bardağını kullanarak hamurdan yuvarlaklar kesiyoruz. Her bir hamur parçasının bir kenarına, mercimekli harcımızdan koyuyoruz ve hamurun boş kalan kısmını harcın üzerine kapatarak, kenarlarını elimizle bastırıyoruz. Fırın tepsisine aldığımız minik böreklerimizin üzerine, yumurta sarısı sürüp, haşhaş tohumu serpiştirdikten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika, üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

ALACARTE 6 YAŞINDA!!!!!!!!!!!!

Alacarte 6. yaşına girdi, şaka gibi geliyor düşününce ama gerçek, blogum büyüyor, gelişiyor. Yazılarımın sıklığı azalsa da, hayatımdaki yeri artıyor.


Blogumun doğumgününü kutlarken sizlerle kızımın 1. yaşgünü kutlamasından 2 fotoğrafı paylaşıyorum. İlki doğumgünü pastamızı keserken, 2.si menümüzün göründüğü masamız. Doğumgünü detaylarını yakında yazmayı planlarken, 6 senedir beni takip ettiğiniz, hobimi benimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

Nice yıldönümünü keyifle, birlikte kutlamak dileğiyle.....

Neslihan

 

İLK ANNELER GÜNÜM, LA CUCINA ITALIANA VE PRATİK BİR PEÇETE KATLAMA

anneler günü

Geçtiğimiz pazar anneler günüydü. Sayfa takipçilerimin bildiği gibi benim de ilk anneler günüm... Bu özel günden ufak bir fotoğraf paylaşayım istedim. Bazı şeylerin ilki daha güzel...

Merak edenlere Yağmur 8. ayını doldurdu.

kapak

İkinci olarak yazmak istediğim benim çok sevindiğim bir haber, La Cucina Italiana tekrar yayınlanıyor.

 La Cucina Italiana dergisi 2008 yılında Türkiye'de de yayınlanmaya başlamış ancak 1,5 yıl kadar sonra yayından kalkmıştı. Ayın başında yeniden dergi raflarında görünce çok sevinerek aldım. Sizlere de duyurmak istedim. La Cucina Italiana, İtalyan mutfağının yanısıra, mutfağa dair geliştirici pek çok bilgi içeren keyifli bir dergi, meraklılara tavsiye ederim.

isim kartı

Üçüncü konu ise blogda yeralan son davet sofrasındaki peçete katlamaya dair. Aşağıdaki fotoğrafta ne kadar kolayca yapıldığını görebilirsiniz. Belki bunun da bir katlama olduğunu farketmemiş olabilirsiniz. Ama peçete halkalarını geçirirken rastgele buruşturmak yerine kullanılabilecek pratik bir yöntem. Bu katlamayı peçete halkası yerine ayrıca kurdele ile de yapabilirsiniz.

Keyifli okulamalar ve keyifli sofralar....

peçete

ALACARTE "5" YAŞINDA.....

Blog yaş-1



Geçen sene ALACARTE 4. yaşını kutlarken yazdığım yazıyı okudum az önce, umut dolu, içten ve mutlu bir yazı yazmışım, blogumdan çocuğum gibi bahsetmişim. Evet doğru, bu günlük benim için çok değerli, kendime ait bir alan, içimi her zaman açamasam da kendimi paylaştığım bir yer...




Geçen seneki yazımda Yağmur'u bekliyordum, sizlere söylememiştim henüz, kız olduğundan bile haberim yoktu, şimdi hayatımda ve ufak da olsa blogumda da yer edindi bebeğim.




Blogumun 5. yaşını kutlarken, bundan sonraki hayatım için en değerlim olan kızımın bir fotoğrafını paylaşayım istedim:)




Geçen sene ki kapanış cümlelerimi tekrarlıyorum ve blogger hikayemi okumak isteyenleri geçen yıl ki yazıma yönlendiriyorum.




"Kendi adıma blogumun paylaşımlarla, dostlarla büyümesini, daha üretken olmasını, nice yaşlar almasını diliyorum. Hepinize sevgilerimle..."





Nice yaşlara ALACARTE..........


Not: Fotoğraf doğum fotoğrafçım "Efsane Ersan" tarafından çekilmiştir.

SOFRA DERGİSİ ŞUBAT SAYISINDAYIZ

Alacarte Sofra Dergisi'nde

Bebeğim Yağmur ile birlikte Sofra Dergisi Şubat sayısındayız....

Dergi için doğum gelenekleriyle ilgili tarifler hazırladım. Yeni anne olmanın heyecanına geçtiğimiz ay Sofra Dergisi için yapılacak çekim eklendi. Dergiden Selma Hanım (Selma Şen) doğum gelenekleriyle ilgili bir çekim yapmak istediklerini ve kızıma da dergide yer vermek istediklerini belirtti. Bu güzel öneriye hayır demem mümkün değildi. Selma Hanım ile doğum geleneklerini, benim ve ailemin yaptığı hazırlıkları konuştuk hangilerini hazırlayacağıma ve çekim gününe karar verdik. Sonrası heyecanlı bekleyiş ve hazırlıklarla geçti. Her ne kadar Yağmur'un doğumu sayesinde tecrübeli olsam da, dergide yeralacak olmak farklıydı.

Doğum sırasında, bebek mevlidinde ve diş buğdayında yapılan hazırlıklar ve güzel gelenekler üzerine çalışarak dergi için 6 tarif hazırladım. Çekim günü de çok güzel geçti, tatlı kızım çok uyumluydu. Sonrası baskıyı bekleyişle geçti. Haftasonu Yağmur'u gezidirirken Remzi Kitabevi'ne girdim, baktım dergi gelmiş, heyecanla açtım ve çok güzel bir bölüm hazırlamıştı, Selma Hanım, Erkin Bey'in (Erkin Ön) fotoğrafları harika görünüyordu. Sizlere ancak yazabildim. Ben çok beğendim, bakalım sizler nasıl bulacaksınız.

Senelerdir okuduğum, her ay evimden eksik etmediğim Sofra Dergisi'nde yeralmak, hele bebeğim Yağmur'la birlikte yeralmak çok güzel bir anı olacak....

Not: Başlığı kızımı düşünerek çoğul yazdım:)
Ayrıca bu güzel günü daha detaylı olarak ilerki günlerde yazacağım

MSA ELECTROLUX AUDITORIUM'DA MEHMET GÜRS İLE "TAZE BİR BAKIŞ"

MSA Auditorium Mehmet Gürs

2012 yılının ilk yazısı 2011 yılında katıldığın son etkinliklekle ilgili. 19 Aralık 2011 Pazartesi akşamı MSA'nın yeni Auditorium'unun tanıtıldığı ve Mehmet Gürs'ün yeni pişirme teknikleri hakkında bir demo sunumu yaptığı keyifli, ilginç ve bilgilendirici davete katıldım.

MSA'yı pek çoğunuz biliyorsunuz, Mehmet Aksel'in kurduğu profesyonel aşçılık okulu, kendi deyimleriyle "mutfağın okulu". MSA öncülüğünü yine göstererek Elektrolux'ün katkılarıyla ileri teknoloji mutfak donanımına sahip 150 kişi kapasiteli bir Auditorium hazırlamış MSA içerisinde. Bu salonda yerli şeflerin yanısıra, 20'den fazla yabancı şef ağırlanmış ve pek çok tanıtım, pişirme demosu gibi organizasyon yapılmış.

Benim katıldığında bu organizasyonlardan biriydi. Davet günü 2012'ye sayılı gün kalması nedeniyle yeni yıl buluşması olarak düzenlenmişti. Etkinlik Mehmet Aksel'in konuşması ile başladı, ardından Elektrolux Türkiye Genel Müdürü Semih Orcan bir konuşma yaptı ve sahneyi şef Mehmet Gürs'e bıraktı.

Mehmet Gürs "A Fresh Look/Taze Bir Bakış Açısı" ismini verdiği demo sunumunda, geleneksel lezzetlere yeni pişirme teknikleri uygulanmasına örnekler verdi. Bundan önce ise bulunduğumuz coğrafyada pek çok kültürün harmanlandığından, pek çok şey için olduğu gibi yemek konusunda da köklerin öneminden bahsederek Anadolu'daki doğal mutfağı anlattı. Bu mutfağı keşfetmek için yaptığı seyahat ve çalışmalardan bahsetti.

Mehmet Gürs demo sunumunda 3 tabak hazırlandı. Bunlardan biri sucuklu yumurta idi. Ancak hepimizin alışık olduğu gibi sucuğu pişirip, yumurtayı kırmadı üzerine, uygun hava ve nem koşullarında kurutulmuş sucuk toz hale getirilmişti ve yumurtayı pişirmek için gereken uygun sıcaklık denemeler sonucunda tespit edilmişti. Bir derecenin yaratacağı farkı bize örnekleriyle gösterdi Mehmet Gürs.
İkinci tabak tarhana, tuzlu yoğurt, kuzu kol ve firik pilavından oluşan bir tabaktı ama bu tabak da yeni pişirme teknikleriyle hazırlanmıştı ve en çarpıcı tarafı ise tarhananın farklı bir şekilde kullanılmasıydı.
Üçüncü tabak ise kabak tatlısı idi, tabi kireç kaymağında bekletilmiş bir kabak tatlısı. Bunun yanında ise Antep fıstığının erken hasat dönemindeki adı olan "kuş boku" dondurması ve tahin vardı.

Bu sunum geleneksel tatların, tesadüflerden çıkarılarak, çalışılarak elde edilen bilgilerle hazırlanması konusunda bir örnek ve mutfağın gerçek bir kimyası olduğunun çok güzel bir kanıtı idi. İlginç olan şeylerden biri de salonun havalandırma sistemi sayesinde yemek hazırlıklarında çıkan kokuyu kesinlikle hissetmememizdi.

Sunum tamamlandığında ise MSA şefleri ve öğrencilerinin hazırladığı yemeğe katıldım, yeni lezzetler ve içkiler eşliğinde keyifli sohbetlerle geçti akşam. Ben de bu davet sayesinde daha önce etkinlik ve kurslar sayesinde tanımış olduğum MSA'nın dünya sıtandartlarındaki salonunu da keşfetme fırsatı bulmuş oldum....

MSA kolaj

2012 GÜZELLİKLER GETİRSİN, İYİ SENELER......

Masa


Yılın bitmesine 2 gün kala gece bilgisayar başındayım, Yağmur'u uyuttum ve fotoğraf düzenleme işine girişmişken, bir yeni yıl mesajı yazmalıyım düşüncesiyle yazıma başladım..



2011 bana hayatımın en değerli şeyini verdi, Yağmur'un annesi olmayı, bu nedenle hep özel kalacak.



2012'yi karşılamak üzere toplandığımız ve benim için 2011 yılının son daveti olan soframızdan bir fotoğraf eşliğinde hepinize hayallerinize kavuştuğunuz bir yıl diliyorum.



İYİ SENELER!!!!!!!!!!!!!

YAĞMUR'UN ANNESİYİM ARTIK....

Yağmur'un DoğumuTam 2,5 aylık oldu minik kızım. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Evet biraz geç oldu ama kızımın doğumu için ayrı bir yazı yazmasam olmazdı.

Bu süreçte blogu biraz ihmal ettim ama anne olmak gibi yepyeni, özel ve çok güzel bir deneyimi yaşıyorum ve sorumluluğum var artık. Yeni yeni bebekli hayatı düzene sokmaya başladım, umuyorum bundan sonra daha sık yazacağım.


7 eylül 2011 günü saat 08:16'da doğdu Yağmur, insanın bebeğinin ilk ağlamasını duymasının, varoluşuna şahit olmak kadar özel bir an olduğunu gördüm. Sonraki günlerde ayrı bedenler de uyumu yakalama çabası başladı. Anne sütü verme mücadelem, bebeğin gaz sıkıntıları, ağlama nedenini anlamaya çalışmak, gelişimini izlemek, uykusuzluk derken baktim ki zaman uçmuş, oysa doğum iznine çıkmayı ne kadar heyecanla beklemiş ve ne planlar yapmıştım. Sıkıntıları olsa da keyifli ve heyecanlı günler olarak hatırlayacağım ilerde bu günleri.


Kızımın sağlıkla, sevgiyle, mutlulukla büyümesini diliyorum, Yağmur'um hayatıma getirdiğin sevinç ve renkler tarifsiz....

İLK KEZ ANNE (FIRST TIME MOMMY)

first time mommy

Fazla söze gerek yok sanırım......

İlk kez anne olmak için gün sayıyorum, Eylül ayının ilk yarısında aramıza katılmasını beklediğimiz bebeğim için hazırlanıyorum.

HOŞGELESİN İPEK PARTİMİZ

Parti masası

Geçtiğimiz günlerde, sevgili Pınar'ımızın kucağına almasına belki de saatler kalmış olan bebeği, İpek için hoşgelesin partisi yaptık. Bu yazı böyle başlayacaktı:) Ama geçen hafta bloggerın azizliğine uğradım, yazdığım yazı bağlantı kesilmesi sonucu kaydedilmeden silindi, benim de tekrar yazmaya fırsatım olmayınca, İpek bebek aramıza geldi, hoşgeldi....

Bildiğiniz gibi buluşmalarımız keyif içinde devam ediyor, her seferinde yeni görüşmeyi iple çekip, eğlenceli, paylaşımlı saatler geçiriyoruz, tabi katılamayanları özleyerek...Bu buluşmada da yine hepimiz yaptığımız yiyecekleri elimize alıp, gittik. Doğumu çok yaklaşmış olsada Pınar çok güzel hazırlıklar yapmıştı. Yukarıdaki kolajda onun güzel masasını ve hazırlık detaylarını görebilirsiniz.

Kabaklı Muffin ve Mürver Şurubu

Bizlerin yaptıklarına gelince; Münevver Abla her zamanki gibi farkını ortaya koyarak, o sıcakta ilaç gibi gelen nefis mürver şurubunu ve kabaklı, havuçlu muffinin yapmıştı.

Patates pizzası

Pınar bize sıcacık olarak patates pizzası yapmıştı.

Tuzlu kek

Selencim patatesli ve havuçlu tuzlu keki, tatlı Tuana ile gelmişti.

Tahinli Kurabiye ve Yaprak sarma

Fadime ise son zamanlarda hep istek üzerine yaprak sarması gibi zahmeti bol işi üstleniyor. Bu defa ekşisi bol sarmalardan en çok ben yedim:) Fadimecim bir de yine istek üzerine ve yine grupta kendisi ile andığımız tahinli kurabiyelerden yapmıştı.

Pınar'ın pastası

Ve gelelim tatlılara... Baby shower pastamız Yaseminin marifetli ellerinden çıkmıştı. Üzerinde Pınar ve Can'ı figürlediği pastayı, yaza uygun meyveli olarak yapmıştı Yasemin, tüm yiyeceklerin üzerine koca dilim pastayı da yiyebildik.

Elmalı Kek

Dilek görüntüsü kadar lezzetli elmalı tarçınlı keki ile gelmişti, bu kek elmalı kek denemelerinde ilk sıraya girecek kesinlikle.

Şeftali Dolgulu Kurabiye

Benden de şeftali dolgulu kurabiye vardı tatlılar arasında, tarifi yakında sayfamda olacak. Hepimizin hazırlıklarıyla kurulan büfemizi aşağıda görebilirsiniz.

Büfe

İpek bebeğe artık "Hoşgeldin" diyor ve sağlıklı, mutlu, uzun bir ömür diliyor ve anne, baba ve abisini tebrik ediyorum....

Pınar'ın yazısı ve detaylar için buraya, daha fazla fotoğraf için buraya tıklayın

ALACARTE 4 YAŞINA GİRDİ VE YENİLENDİ

nazar

İnanması zor geliyor ama tam 4 yıldır bu sayfadan ağırlıklı olarak yemek tarifleri ve hayatımdan kesitler paylaşıyorum sizlerle. Ama açıkcası bu defa başka, çünkü tam 4 yıl geçmiş, dile kolay, bir web günlüğünün ömrü için hatırı sayılır bir zaman.

Şimdi başa dönüp, maceranın başlangıcına gitmek istiyorum. Taaa en başa:) Ben ufak bir kız çocuğuyken de meraklıydım mutfağa, bir çoğunuza klasik gelecek ama evde yapılanları izler, misafirliklerimizde de çay saati tariflerinin peşini kovalardım. Tarif biriktirmeye daha mutfağa girmeden önce başlamıştım. Biraz büyüyüp, elimden bir şeyler geleceğine inanınca annem, mutfağa da girdim, annemin yardımıyla, kurabiye, kek, poğaça yapmaya başladım. Sonraları ise tamamen kendi başıma. Üniversite yıllarına kadar daha çok çay saati tarifleri ile tatlılar ilgi alanımdı, bir de yılbaşı sofralarımız için yeni yemekler denemek. (Yıllar sonra görüştüğüm pek çok tanıdığımızın ilk sorusu hala pasta-börek yapıyormusun oldu, yani hafızalara böyle yer etmişim:) Okul hayatında evde yalnız kaldığım zamanlar olunca 3-5 klasik yemek de listeye eklendi, çalışma hayatıyla birlikte daha çok dışarda yemek yemeye başlayınca da, restoranlarda yeyip, beğendiğim yemekleri içlerinde ne var, nasıl yapılmış gözüyle yedim ve pek çoğunu evde de uyguladım. Tabi kırılım noktam pek çoğumuz gibi evlilik oldu. Zaten mutfağa ve yeniliklere meraklı olan ben, ev halkının doyurulmasından sorumlu:) olunca ve bol bol misafir ağırlamaya başlayınca daha fazla yenilik aradım ve blog dünyası ile tanıştım. İlk zamanlar tarif bulduğum bu sayfaların birer "günlük" olduğunu bile anlamamıştım. Ama bir süre sonra benim de paylaşabileceğim şeyler var diyerek "alacarte-neslos.blogspot.com" adresinde yazmaya başladım. Blogun ilk açılışı çok sancılı oldu benim açımdan. Daha önce de bahsetmişimdir çok fazla teknik bir insan değilim ve blogu oluşturup, yazı yayınlar hale gelmek zor olmuştu ve kaç kere vazgeçip bırakıp, sonra tekrar hevesle bilgisayar başına geçmiştim. O nedenledir ki hesabı Şubat 2007'de açmama rağmen ilk yazımı Mart 2007'de yayınlayabilmiştim. Tabi sonraları alıştım, öğrendim, artık sayfa düzenimi kendim yapabiliyorum, eklemeler, düzenlemeler yapabiliyorum blogger kodlarında:) 2008 yılı başlarında ise "http://www.neslos.com/" alan adını alarak, blogumu buradan yayınlamaya başladım ve zaman zaman seyrekleşse de yazılarıma ve tariflerime bu adreste devam ediyorum. Zaman içinde blogum bir günlük olmanın ötesine geçti ve çocuğum gibi benimsedim, blogger ve alan adı erişim sorunları çok üzdü ama bu zorlukları da geçirerek bugünlere geldik.


DSCN769-1Bu sayfayı açtığımdan beri hayatımda büyük değişiklikler de yaşadım; hem ev hem de iş değiştirdim, hastalıklar, mutlu günler geçirdim. Pek çok tanıdığım ve bir çok dostum oldu. Blogumun hayatıma kattığı en önemli şeylerin başında geliyor bu dostlar. Bir diğer kazanımım ise mutfak ve yemek konusunda çok bilgilendim, deneyimlendim, tüm bunlar çok güzel değil mi?

Blogum yeni yaşına girerken yenilensin istedim, zaten geçen hafta şablon ile ilgili sıkıntılarım olduğu için değişiklik yapmıştım ama pek içime sinmemişti, haftasonu uğraşıp blogumu yenledim, ben çok sevdim yeni görünümünü, umarım sizler de beğenir, benimsersiniz. Kendi adıma blogumun paylaşımlarla, dostlarla büyümesini, daha üretken olmasını, nice yaşlar almasını diliyorum. Hepinize sevgilerimle...

Nice yaşlara ALACARTE..........

ESRA'NIN BABY SHOWER BRUNCHI

Masa

Geçen sefer yeniyıl konsepti ile bende gerçekleşen "altın kızlar" buluşması bu defa Esra'daydı. Geçtiğimiz cumartesi Esra'nın 1 ay sonra kucağına alacağı prensesi için buluştuk. Toplantımızda biraz değişiklik yapıp, buluşmayı kahvaltı olarak organize ettik. Ancak kuşluk vakti başlayıp, öğleden sonra geç saatlerde zoraki dağıldığımız buluşmamız, yapılan yiyeceklerin de etkisiyle tam anlamıyla bruncha dönüştü. Önümüzdeki birkaç toplantının da konsepti "baby shower - hoşgelesin bebek" konulu olacak. Bu sayede hazırlıklar konusunda hepbirlikte deneyimlerimizi arttırmış olacağız. Eminim kahvaltımızda olduğu gibi harika hazırlıklar yapılacak yine.

Esra BS

Karnı burnunda Esra, boş durmamış bolca hazırlık yapmıştı. Hem evini, hem masamızı pembe pembe süslemişti.

Esra BS

Bunların yanısıra ev yapımı pesto sos ve acuka yapmış ve peynir ekleyerek simit kanepeleri hazırlamıştı. Ayrıca grubun hamileleri unutulmamış ve çayın yanısıra doğal meyve suyu da masamızda hazırdı. Esra tüm uyarılarımıza rağmen, bu hazırlıkların yanısıra bir de tiramisu yapmıştı. (maalesef hepimiz unutmuşuz görüntülemeyi)

Esra BS
Buluşmamıza katılamayan pastacılar ve katılan hamile pastacı nedeniyle bebek kurabiyelerini ve pembe krema ile süslenerek konsepte uyum sağlayan brownieyi Hünerli Müge hazırlamıştı.

Esra BS

Bir kaç gündür düşünüyorum, tanıdığım en maarifetli insanlar listesinde Münevver Abla da yeralıyor, resim gibi kivi reçeli ve harika ayva reçeli onun eseri. Süt reçeli ise Selen'den, o da nefisti, brioche ekmeği ile ne kadar yediğimi hatırlamıyorum:)

Esra BS

Gelecek buluşmanın evsahibi olacak olan Bahane Mügeciğim, sofraya oturduğumuzda hala sıcak olan dereotlu-havuçlu poğaçayı yapmıştı. (tarifini beklemekteyim). Hünerli Mügeciğim de kurabiye ve brownie hazırlarken hızını alamamış bir de domates soslu biber kızartması yapmıştı. (kızartmayı isteyen ben olduğum için ayrıca teşekkürler Müge)

Esra BS

Patatesli ekmek de süt reçeli gibi Selen'den, patatesle yapılan pek çok ekmek gibi, çok lezzetli ve doyurucu bir ekmekti. Brioche ekmeği ise benim yaptığım ve yakında paylaşacağım bir tarif.

Esra BS

Yukarıda saydıklarımın yanısıra Pınar'dan patlıcan salatası ve benden uğur böcekli kanepe menünün diğerleriydi.

Uzun günde bol bol sohbet edip, keyifle yeyip, içtik, zamanın nasıl geçtiğini anlamadık, Esra'nın bebeğini sağlıklıca kucağına almasını dileyerek, bir sonaraki buluşmaya gün saymaya başlıyorum....

Daha fazla fotoğraf burada...

Masa

ÖZSÜT PASTA YARIŞMASI VE ÖZSÜT ATÖLYE

Final Pasta Yarışması Logosu

Özsüt'ü hepimiz nefis tatlılarıyla tanıyoruz, son zamanlarda ismini başka ürünleri ile de duymaya başladık. Televizyon reklamlarında çok güzel bir pasta reklamı var rastladınız mı bilmem ama ben çok beğendim. Özsüt markasını tatlıcı olmanın dışına taşıma çalışmaları yapıyor. Bunlardan ikisi bu yazının konusu oldu. Biri Özsüt'ün bu yıl 2. sini gerçekleştireceği "Benim Özsüt Pastam" yarışması. Yarışma başvuru tarihleri 15 Ocak-21 Mart tarih aralığı ve 18 yaşından büyük, pasta yapmayı seven herkes katılabilir. Yarışma için daha detaylı bilgiye http://www.ozsut.com.tr/ adresinden edinebilirsiniz. Yarışmanın ödüllerinin de gayet tatmin edici olduğunu belirterek diğer konuya geçmek istiyorum.

Diğer konumuz ise "Özsüt Atölye". Şu an için İstanbul'da 3, İzmir'de 2 şubesi bulunan Özsüt Atölye dünya mutfaklarından seçmelerin yeraldığı menüsü ile çok keyifli bir mekan olmuş. Özsüt ekibi heyecan ve emek ürünü olan bu farklılığı tanıtmak için blogger arkadaşlarımızla buluştuğumuz bir yemek organize etmişti geçen ay. Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz buluşmada menüde yeralan lezzetlerin çoğunun tadımını yapmış olduk ve tüm lezzetlerin tam not aldığını söyleyebilirim. Bu keyifli mekanı ve Özsüt'ün yeni yüzünü tanımanızı tavsiye ederim. Şimdiden afiyet olsun...

özsüt buluşma

OLİVİA'S PİZZERİA ANADOLU YAKASI'NDA























Blog takipçilerinin bildiği üzere geçen yıl Olivia's Pizzeria'nın muhteşem lezzetlerini tatma fırsatı bulmuştum. İlk davette harika pizzaların, ikinci davette ise makarna ve salataların lezzetine varmıştık blogger arkadaşlarımla. O günlerde en çok hayıflandığım, bu lezzetlerin sadece Avrupa Yakası'nda Levent'te olması idi. Geçen yılın Kasım ayında ise Bağdat Caddesi'nden geçerken Olivias'ın tabelasını gördüm, yanılıyormuyum diye düşünürken mekanın sahibi Turgut Bey'den yeni mekan için bir davet geldi. Bu defa Olivias Pizzeria'nın Çiftehavuzlar'daki şubesine gittik..























Turgut Bey, bizler için yine harika bir tadım menüsü oluşturmuştu. İlk lezzetimiz benim favorim olan enginarlı ve ıspanaklı dip sostu. Sosun eşlikçisi nefis pizza çıtırları idi. Hemen arkasına yine çok sevdiğim alfreddo sos ve sarmısaklı ekmek geldi.
Arkasından 4 peynirli linguini ve patlıcanlı bolonez soslu spaghetti geldi.
İnsan bu kadarıyla fazlasıyla doyar ama inanın nefis kokular eşliğinde fırın hemen önünüzdeyken iştahınız açılıyor. Bunların üzerine bir de pizza tadımı yaptık. Daha önceki yazılarımda da mekanın pizzaya verdiği önemi anlatmıştım. Pizza hamurunda yaptığı bazı değişiklikler hakkında bilgi verdikten sonra domates sos eşliğinde calzone (kapalı pizza) geldi masalarımıza ardından ise benim Türk damak tadına yakın bulduğum messina(patlıcan ve sarmısaklı pizza).
Tüm bu nefis lezzetleri Anadolu Yakası'na da taşıdığı ve bu güzel tadım günü için Turgut Bey'e çok teşekkürler. Bağdat Caddesi üzerindeki mekanda tadabileceğiniz gibi bu lezzetleri paket servis de mevcut, gerçek italyan lezzeti arayanların Olivias da bulacağından kuşkum yok. Aşağıdaki kolajda mekanın diğer lezzetlerinden bazılarını ve Olivia's Çiftehavuzlar'ın ekibini görüyorsunuz. Turgut Bey'in kucağındaki ise mekanın ismine ilham veren küçük peri...

UĞUR BÖCEĞİ KANEPE : 2011 UĞURLU GELSİN....

Uğur Böceği

Uğur böceği kanepeleri İtalyanca grubum için evimizde gerçekleşen davette hazırlamıştım. Görünümü ile göz, lezzeti ile mide şenlendiren pratik bir tarif. Tabi süsleme kısmı biraz el oyalıyor ama bu güzellik için değer. Hala bu akşam için hazırlıklarınız devam ediyorsa bu kanepeleri de ekleminizi tavsiye ederim, 2011'den beklenen uğurun simgesi olarak.

Bu şıklığın tek kusuru çok uzun saatler bekleyememesi, çünkü tabanındaki bisküvi, krem peynirin nemini alarak zamanla yumuşuyor ve yemek zorlaşabiliyor. Yani tam son dakika hazırlığına uygun bir tarif, önceden hazırlıycam derseniz kepekli veya beyaz tost ekmeği kullanabilirsiniz. ( Tabi ekmekleri 3-4 saat önceden dışarda bekleterek biraz kurutmak yine fazla yumuşamasını önleyecektir) bu kadar uğraşamam süsleriyle derseniz, sadece domates dilimi, sadece zeytin, fesleğen veya maydanoz yaprağı ile de hazırlayabilirsiniz.

Tarife geçmeden önce 2011'in daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi herşeyden çok sağlık getirmesini diliyorum. Sonra huzur ve ağız tadı istiyorum. Bir de yeni bir fotoğraf makinesi:)

Yeniyılda herkesin en büyük mutlulukları yaşaması dileklerimle....

Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 1 paket tuzlu bisküvi
- 100 gr krem peynir
- 10 adet kiraz domates
- 5 adet siyah zeytin
- 3-4 dal maydanoz
- 1 çay kaşığı zeytin ezmesi veya çörek otu

Yapılışı:
Uğur böceği kanepeler için öncelikle tuzlu yuvarlak bisküvilerimizin üzerine krem peynirimizi sürüyoruz, daha sonra ortadan ikiye kesilmiş kiraz domateslerin sap kısımlarından da uğur böceğinin başı olacak kadar kesiyoruz, ayrıca kuyruk kısmını oluşturmak için, sapın ters tarafından ufak bir kesik yapıyoruz. Uğur böceğinin başını oluşturmak için çekirdeklerini çıkardığımız zeytinlerin her birini dörde kesip, her bir parçayı domateslerin önüne yerleştiriyoruz. Uğur böceğinin beneklerini oluşturmak için kürdan yardımı ile domatesin üzerine zeytin ezmesi veya çörek otu koyuyoruz. Maydanoz yaprakları ile süsleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun.... İyi seneler....

Uğur böceği

ERKEN YENİYIL KUTLAMASI : HOŞGELESİN 2011 YILBAŞI SOFRASI

Masa genel.

Bildiğiniz üzere 11 Aralık 2010'da, 11 blogger buluşarak erken yeniyıl kutlaması yaptık. Sayfalarımız takip edenler kutlamamızın detaylarını biliyorlar. Kızlar öyle güzel şeyler yazdılar, o kadar güzel fotoğraflarla renklendirdiler ki, benim dilim tutuldu, kendi sayfama eklemem bu kadar uzun sürdü (tabi bunda yoğun geçen haftasonu ve eşimin hastalanmasının da birazcık rolü oldu) Nihayet yazıyorum ve harika günümüzü bir de ben anlatayım ve o gün için yaptığım hazırlıkları, sizlere fikir olması için sıralayayım istedim.

Masa genel.3_z

Hoşgelesin 2011... Sanırım "hoşgelesin" tanımlamasını ilk bizim grup yaptı, "baby shower" partilerimiz için türkçe isim bulurken ve gördüğüm kadarıyla benimsenmiş ve yaygın şekilde kullanılıyor. Bu deyimi henüz aramızda olmayan, özlemle beklenen bebekler için kullandık. Şimdi de henüz başlamamış olan ve büyük umutlarla beklediğimiz 2011 yılı için kullanmak istedim. Tabi ki en büyük dileğim, herkes için sağlık, bunun dışındaki isteklerim, sağlık olmayınca anlamsız kalan şeyler...

Kolaj Ağaç.

Buluşma günümüzü Müge'deki buluşmamızda kararlaştırmıştık 11 Aralık olarak. Hemen mail zinciri başladı ve herkes gelebileceğini belirtti. (Buluşmamızda sadece Gülriz'cim eksikti, yokluğunu hissettik ama mazereti çok geçerli o nedenle affettik:) Hal böyle olunca bende biraz stresle karışık heyecan başladı. Çünkü açık büfe yerine mutlaka masa kurmak istiyordum ama evimizde hiç 12 kişi için masa kurmamıştım. Hatta sayı 8'in üzerine çıkınca açık büfeyi tercih ediyordum.

Masa detay kolaj

Bu defa biraz sıkışık olma riskini göze alarak masa için konsepti belirledim. Önce gümüş rengi diye düşündüm ama geçen sene de benzer bir hazırlık yaptığım için bu yıl kırmızıyı seçtim. Ona uygun kullanabileceğim malzemelerimi çıkardım, kitaplarımı karıştırdım ve listemi oluşturdum. Evde yapılacaklar, masa hazırlıkları ve yiyecekler olarak. Yiyecek kısmında listemi tamamlayamadım ama menümüz zaten yeterince zengindi eksikliğini hissetmedik. (Kendimi aklamaya çalışıyorum galiba).

Kolaj-evdeki

Hazırlık çalışmalarım 1 hafta öncesinden başladı, önce çam ağacımızı kurdum ve süsledim, sonra avizelerimde gördüğünüz süsleri hazırladım. Sandalyelerimizi süsledim. Buluşma öncesi perşembe ve cuma günü ise masamızı kurdum. Servisler, isim kartları, peçete katlamalar vakit aldığından bir kısmını önceden hazırlamıştım. Kokinaların (yeni yıl çiçekleri) sokaklara çıkması gecikince endişelendim ama neyse ki cuma günü iş dönüşü onlara da kavuştum ve düşündüğüm şekilde hazırlıkları tamamladım.


Masa genel

Neler mi yaptım? Sandalyelerimi kırmızı ve yeşil renkteki, kalınlıkları farklı kurdeleler ile bağlayıp, fiyonk yaptım ve fiyongun ortasına kozalak tutturdum. Beyaz örtü, kırmızı runner (şerit masa örtüsü) ve kırmızı peçete kullandım. Gümüş rengi supla ve ekru, çiçek tabaklarımı kullandım. Peçeteleri çatal ve bıçağı içine yerleştirecek şekilde katladım ve üstüne kırmızı kurdele ile tutturduğum kokina dalını koydum.

kolaj -detay
Masa üzerinde ise cam melekler, sedefli mumluklar, kokina ve çam dallarından oluşan mumluk ve çam ağacı şeklinde mumlar, kırmızı ve beyaz renkteki karanfiller, geyik şeklindeki isim kartlıkları, gümüş rengi minik taşlar, kırmızı gül yaprakları, minik melek ve kar tanesi süsleri vardı.

kolaj

Benim hazırlıklarım bunlardı, tabi masamız süslerle dolmuş olunca, yiyecekler için konsolu kullandık, orada da kırmızı runner, içine kokina koyduğum mumluklar ve servis malzemleri yerini aldı. Daha sonra ise o lezzetli günün nefis yiyecekleri.

Konsol

Tuzlularımız;

Hünerli Müge'den karaköy böreği

Karaköy böreği

Yemek Bahane Müge'den peynir topları (kızlar bir daha ki sefere aranıza girip dilek tutucam:)


Peynir topları1

Pınar'dan peynirli kıyır poğaça

Poğaça

Esra'dan yoğurtlu havuç salatası


havuç salatası

Fadime'den yaprak sarması


Yaprak Sarma

Benden ise yeniyıl salatası


Patates salatası_z

Tatlılarımız;

Münevver Ablacığımın nefis kahveli ve kestaneli makaronları, biz çok ısrar ediyoruz dönsün diye ama... Tabi dönüşü beklenen sadece Münevver Abla değil...


Kolaj-makaron

Ayşem'in çikolatalı birşeyleri:)


Kolaj-çikolataıl bişiy

Dilek'in bol baharatlı ve elmalı muffinleri


Elmalı muffin 1

Yasemin'in sultani lokumlu kütük pastası


Kolaj-kütük pasta

Benim hazırlıklarımın arasında yeralan panettone keki. Bu kek, İtalyanların yılbaşı döneminde yaptıkları kurutulmuş meyvelerle hazırlanan mayalı ve hafif şekerli ekmek kıvamındaki kekleri. Evde bulunan panettone kekini bende bu buluşma için süsledim. İçini oyduktan sonra (tamamen oymadım) bir tane nar, biraz kırmızı üzüm, kırmızı mumlar ve çam dalları ile süsleyip, sandalyelerde olduğu gibi, kırmızı ve yeşil kurdeleler ile bağladım.


Kolaj-panettone

Bir diğer hazırlığım ise yeniyıl nedeniyle yapacağımız çekiliş için oldu. Her birimiz kim için olduğunu bilmeden hediyelerimizi aldık ve o gün yaptığımız çekilişle birbirimize verdik. Ben de çekiliş için isim yazılı kağıtlar yerine, içine isimlerimiz saklandığı şans kurabiyeleri yaptım.


Kolaj- Şans Kurabiyesi

Bizler için çok keyifli olan bu günü çoçuklar ise böyle geçirdi:)

Kolaj-çocuklar

Mutlu günün mutlu kareleri....


Kolajlar-biz yeni
Bu güzel gün için hava koşullarına rağmen hepsi birbirinden lezzetli nefis yiyeceklerle gelen, harika fotoğraflar çekerek (Ayşem'e, Dilek'e, Müge'ye, Pınar'a ve Selen'e sonsuz teşekkürler) ve çok güzel sözlerle dolu yazılar yazarak yeni yıl çoşkumu ve umudumu arttıran altın kızlara çok çok teşekkür ediyorum. Ayrıca büyük incelikle düşünülerek alınmış keyifli hediyeleriniz için de çok teşekkürler.

Erken yeni yıl kutlamamızı bir de kızların dilinden okumak için;

Yemek Bahane Müge için buraya,

Berceste Dilek için buraya,

Peçete'den Notlar Ayşem için buraya,

Hünerli Bayan Müge için buraya,

Yanya-Evenez Selen için buraya,

Klübem Pınar için buraya,

Yasemin Mutfakta Yaso için buraya,

tıklayabilirsiniz. Daha fazla fotoğraf detay için ise sizi "Hoşgelesin 2011" albümüme yönlendiriyorum.

Yeni buluşmaların heyecanını yaşarken, herkese yeniyılda sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum. Bizlere ise daha çok buluşmanın olduğu, kutlanacak yeni bahanelerin olduğu bir yıl diliyorum. Bu arada ben gelecek yıl için konsept çalışmalarına başladım....

Masa ve konsol 1