yarışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yarışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SİZE BİR DAVET VE BANA BİR SÜRPRİZ..

Herkese "ince karlı" bir İstanbul gününden merhaba..

Önce davet faslını gerçekleştireyim izninizle..Dün ve bugün Facebook'tan duyurdum ama Facebook hesabı olmayan blogger arkadaşlar olabilir düşüncesiyle buradan da bir kez daha duyurmak istiyorum, bıktırdıysam affola: 10 Ocak 2012 günü yarışıp gün birincisi olduğum KELİME OYUNU'nun yarı final günü nihayet geldi çattı. Bu akşam kısmetse yarışıp büyük finale ulaşmaya çalışacağım..Kalbinizin benimle olduğunu biliyorum ve iyi dileklerinizle hedefe koşuyorum, sağolun. Bu akşam saat 20.00'de Bloomberg HT ekranı başına müsait olan tüm arkadaşlarımı bekliyorum..

Gelelim sürprize..Perşembe günü İstanbul'a sağ salim oğlumun evine vardığımda salon kapısı kapalıydı. "Sana sürprizim var" dedi. Anlamadım önce. Kendi kendime "yarışmadan, etmeden pasta falan mı hazırladı bana acaba?" deyip yavaşça kapıyı araladımki ne göreyim: Yukarıda gördüğünüz sarı şahane karşımda:) Bastım çığlığı ki ne çığlık..Delirdim, çıldırdım, ne derseniz artık. Benim ne hayvan delisi olduğumu bilen gayet iyi bilir. Başta sevgili Çenebazım (Gülay), Örgü Çantam (Hatice)ve Pie Butik Kurabiye (Petek)..
Oğlum çok uzun zamandır kendine can yoldaşı bir kedi arıyor ve sürekli araştırıyordu. Ama sanıyorum gökte ararken yerde bulmuş. Bir gün eve gelirken bina kapısında paspas misali yatıyormuş kerata. O da almış eve getirmiş. Zaten arıyordu; bir de böyle sarman, sincap kuyruklu, nefis çizgili, güzeller güzeli erkek kediyi kaçırmamış anlayacağınız:) Velhasılı ben de öldüm bittim. İki gündür mıncırmaktan ve karşılığında patilerle çizilmekten yorgunum:)) Güle güle geçinsinler, ne diyeyim. Çok sevindim..

Efendim, hepinize tekrar mutlu ve keyifli günler diliyorum, akşama ekran başına bekliyorum. Sevgiyle kalın..

KELİME OYUNU..YENİDEN..

Geçen yılın 11 Nisan'ında ilk kez katılıp çok keyif aldığım Kelime Oyunu yarışması, bildiğiniz üzere 4 aydır farklı bir formatla "DOĞRU MU YANLIŞ MI?" adıyla yayınlanıyordu ve hiçbir KELİME OYUNU fan'ı tarafından sevilmemiş, benimsenmemişti. Ama yılbaşı itibariyle eski haliyle tekrar ekranlara döndü. Aynı kanal ve aynı saatte, haftanın 6 günü BLOOMBERG HT kanalında artık..

Tadı damağımda kalan bu heyecanı tekrarlamayı istiyordum ve tekrar başvurmuştum. Yarın İstanbul yolcusuyum kısmetse ve başvurumda da 10-16 Ocak arası orada olacağımı belirtmiştim. Sağolsun yarışmacı koordinatörü ve programın yapımcısı Devrim Bey bugün aradı ve yarın ayağımın tozuyla beni tekrar beklediklerini belirtti..Vallahi bu kez geçen seferkinden daha heyecanlıyım sanırım. Geçen defa öyle bir aymazlık ve bilinçsizlik durumu vardı sanırım, nasıl ve ne yaptığımı anlamamıştım bile. Lakin bu kez daha bilincindeyim bilgiden daha önemli şeyin şans olduğu hususunda..O nedenle gerçekten dua ve pozitif enerjilerinize şiddetle ihtiyacım var.

Yarın akşam saat 20.00'de izlemek isteyen ve bu yarışmayı seven arkadaşlarımı BLOOMBERG HT ekranı başına bekliyorum. Buluşmak üzere, hepiniz sağlık ve sevgiyle kalın..Şimdi bana müsade; gidip bavulumu gözden geçirip eksiğimi-gediğimi tamamlamam gerekiyor..Hoşçakalın..

NEREDE KALMIŞTIK?

Sizi baydım, biliyorum ! Ama sanıyorum yeni bir post yayınlayabilmek için geçen hafta gördüğüm rüyadan uyanmam gerekiyor değil mi? Hele de ikinci aşamada devrildiğim halde, nasıl oluyor da hali hazırda uyanamamış buluyorum? Bilmiyorum:)) Ama tadı damağımda böylesine kalan bir deneyimi, şu 46 yılda az görmüşümdür inanın..

Resimde 8300 puanlık ilk yarışmanın ve 7400 puanlık ikinci yarışmanın soruları var, hatıra olsun diye verdiler bize..İkinci aşamada tökezlediğim şu 'RAĞBET' kelimesine sinir oluyorum artık:) Neyse, ne olduysa oldu ve bitti.








Lakin çok önemli bir teknik sorunum var ki henüz halledemedim. İkinci yarışmayı - birinci olmadığım için - Youtube' da ve diğer hiçbir internet sitesinde bulmam mümkün olmadı. Tabiri caizse, kendi imkanlarımla ve tamamen amatör olarak (hatta direkt 'korsan' diyebiliriz) TV'nin önüne ayarladığım kamerayla çektiğim bu yarışmayı ne bloguma ekleyebiliyorum, ne Facebook'ta paylaşabiliyorum, ne de e-mail olarak gönderebiliyorum. İmkansız..Yarım saati geçkince yüklüyor, lakin ekleyemiyor bilgisayar. Hayır, ben eklemesem de olur, nihayetinde elenmişim..Ama 'illa ki seyredeceğiz, kaçırdık' diyen yakınlarım var, hatta belki sizlerden de. Ama dediğim gibi henüz beceremedim..Olur da sizlerden biri internette herhangi bir yerden 16 Nisan tarihli Kelime Oyunu yarışmasını indirebilirse, lütfen benimle paylaşsın, hangi yolla olursa olsun. Çok sevinirim.
  Herşeye rağmen her ikisi de gerçekten çok keyifliydi ve çok güzel anılarla doluydu. İkinciyi yani Cumartesi günkünü izleyenleriniz varsa hatırlar, İhsan Bey'e ekmek yapıp götürdüm ve yarışma esnasında teşekkür etti. Sonra da sağolsun mail atmış ve 'eşimle elinizin lezzeti önünde saygıyla eğiliyoruz' demiş tüm nezaketiyle..Çok sevindim tabii. Çünkü aşağıdaki fotoğrafta göreceğiniz üzere, ekmekler dört adet ve herbiri yaklaşık iki hamburger ekmeği büyüklüğündeydi. Bütün ve dilimleme şansım olmadığı için, haliyle tadamadım da. Yani test etme şansım olmadı. Üstelik tamamen spontan ve bir erkek öğrencinin evinde zar zor bulunabilecek kıt malzemeyle yapılmış ekmeklerdi bunlar. Beyaz un, yulaf ezmesi, tuz, bal, yoğurt, zeytinyağı, pul biber, kekik, kimyon eklenerek ve ölçüsüz..Neyse sürpriz bir sonuç çıkmadığına memnun oldum gerçekten de..
 İşte ekmeklerimiz de bunlar:) Servis tabağından taşma miktarlarına bakarak büyüklüklerini tahmin edebilirsiniz.
Orada tanıştığım diğer dört arkadaşın hepsi çok sevimliydiler. Fakat tabii hafta birincimiz Rahmi Bey'le ikincimiz Genco'nun başarısını irdelemeye bile gerek yok, ikisi de o kadar net..Zaten puanlar da aynı: 8100. Rahmi Bey sadece bir saniyeyle kazandı. İkisinin de tek şansları tökezlememeleriydi. Zira ben altı harfli bir kelimeyi hiç harf almadan cevaplayıp yanlış bilince 1200 puan kaybettim totalde. Nasıl mı? 600 puanlık bir soruyu bilemediğinizde var olan puanınızdan 600 puan düşüyorlar. Bir de kazanamadığınız yani üstüne ekleyemediğiniz 600 puanı hesaba kattığınızda 1200 puan kaybetmiş oluyorsunuz. Kısacası 8600 puanla tur şampiyonasına kalmam işten bile değilken küçük bir tökezleme bu sonuca mal oldu maalesef. 

Sağlık olsun elbette. Orada bulunmak, o atmosferi yaşamak, sunucu A.İhsan Varol'u, yarışmacı koordinatörü Devrim Bey'i (ki İhsan Bey ona 'esmer bomba' diye takılıyor:), stüdyo şefi Tayfun Bey'i ve diğer tüm set ekibini, makyözlerini, kuaförlerini tanımış olmaktan son derece hoşnutum. Böyle güzel bir deneyim insanın hayatında başına kaç kez gelebilir ki? Tadını çıkarıyorum. Ve bu vesileyle kafanızı şişirdiğim, içinizi baydığım için özür diliyorum. Eğer bulabilirsem bir video daha yayınlarım, başka da konuşmam bu konuda:) Bir sonraki postum arşivde bekleyen yemeklerimizden olacak, merak etmeyin.. 

ÇOK KEYİFLİYDİ..



Uçuyorum..Evet bildiğiniz uçuyorum..Tarifsiz bir sevinç yaşıyorum. Kendi başarımdan duyduğum memnuniyetten farklı ve fazla olarak; sevdiklerimin benim başarımdan duyduğu memnuniyeti gördüğüm için inanılmaz mutluyum. Etraflarındaki insanların başarılarından rahatsız olan bir yığın insanın yaşadığı bir dünyada, birinin başarısından bunca mutluluk duyabilen insanlarla çevrili bir hayat yaşadığım için kendim adına ancak mutluluk duyabilirim elbet. Hepiniz çok sağolun..Ama gerçekten çok sağolun..İyi ki varsınız..Başarılarınızla mutlu olan çok dostunuz vardır umarım, olsun inşallah..

Saat tam 18.00' de kanal binasına girdiğimde ilk olarak yarışmacı koordinatörü Devrim Bey' le tanıştım. Sunucu İhsan Bey ortalıkta görünmüyordu. 'Yok mu?' diye sorduğumda makyaj odasına girdiği söylendi. Tabii bizler de (hanım yarışmacılar yani) makyajsız gittik oraya, zira öyle istediler..İhsan Bey çıktıktan sonra sırayla makyaj odasına alındık ve o gördüğünüz makyajlar yapıldı. Çok ilginçtir ki; makyaj yapılırken öyle hafif hafif çaktırmadan sürdükleri tozları, eve gelince temizleyici tonikle ama 8 adet disk pamuk kullanarak zar zor çıkarabildim. Tabiri caizse vicdan azabı gibi yapışmıştı yüzüme:)) Bol bol sohbet ettiler bizimle..Ki tanıyabilsinler, yarışma esnasında sohbet ederken doğru noktalara temas edebilsinler..
Derken saat 19.40 gibi stüdyoya girdik, yerlerimize oturduk. Bu arada sohbet gırla gidiyor tabii..Bu fotoğrafları tarafımıza ulaştıran sevgili Özlem' e çok teşekkür ediyorum. Tüm stüdyo çalışanları çok sakin,  yerleri sabit  insanlardı. Bu benim için çok beklenmedik ve olumlu bir noktaydı. Çünkü açıkçası en büyük tereddüdüm etrafta böyle kontrolsüzce dolaşarak dikkatimi dağıtabilecek insanlar olması ihtimaliydi. Böylece bundan sıyırmış olduk:) Sıyırmamız, hatta asla bulaşmamamız gereken çok önemli bir nokta daha vardı ki o da SAKİNLİK idi..İşte en çok da buna şükrediyorum. Zira tüm arayan yakınlarımın en çok şaşırdığı şey buydu..Beni bilirler; Serap demek telaş demektir. Acelecilik demektir. Heyecan demektir. Nasıl oldu da böyle sakin kalabildim bilmiyorum ama iyi ki kaldım..Sonucu en az kelime bilgim kadar buna da borçluyum sanırım..Bir telaş, bir fırtına derken..Bitti..Hatta üstünden 24 saat bile geçti. Bir bakmışız Cumartesi' yi de geride bırakmışız..İnşallah, hayırlısıyla..

Arayan, mesaj atan, sevincimi paylaşan tüm arkadaşlarıma, yakınlarıma tekrar tekrar, sonsuz teşekkürler ediyorum. Hepinizi seviyorum..